Müze Eğitimi Nedir?

Müzeciliğin Tarihi

Müze sözcüğü (eski Yunanca’da Museon), Zeus ile bellek tanrıçası olarak bilinen Mnemosyne’nin kızları ve ilham perileri olarak bilinen dokuz Mousa’nın yasadığı ev anlamına gelir (Erhat, 2006, 208). Müze kelimesinin günümüzdeki anlamına en yakın biçimde vücut bulduğu mekân ise, MÖ 4. yüzyılda kurulan İskenderiye Kütüphanesi ve Müzesi’dir. Büyük İskender, Mısır’ı fethettiği sırada kendi adını tasıyacak ve bu topraklarda Helen kültürünün merkezi haline gelecek bir kent kurmayı tasarlar ve bu kentte Mousa’lara bir kütüphane adanmasını ister. Bu nedenle İskenderiye Kütüphanesi ve Müzesi dokuz Mousa’ya adanmıştır. (Artun, 2006, 11). İskenderiye Kütüphanesi ve Müzesi, Hint, Mezopotamya ve Helen medeniyetlerine ait birçok yazılı kaynağın toplandığı ve bu kaynakların zamanın filozofları tarafından kullanılabildiği, günümüz müze kavramına yakın bir bellek merkezi olarak tanımlanabilir (Bloom, 2003, 307). İskenderiye Kütüphanesi ve Müzesi’nde, içinde bulunduğu kültüre ait yazılı kaynaklar toplanarak belli bir mekânda korunmuş, dönemin araştırmacıları ve bilim adamları olarak niteleyebileceğimiz filozoflara açılmış ve hatta kataloglanmıştır. Tüm bu nedenlerle İskenderiye Kütüphanesi ve Müzesi günümüz müzeciliğinin temeli evlerini bünyesinde barındıran ilk örnek olarak kabul edilir. İnsanlık, tarih boyunca hem kendisinin hem de doğanın ürettiği nadir nesneleri toplamış ve biriktirmiştir. Eski Yunan’da bu koleksiyonlar, tanrılara sunulan adaklardan oluşmuş ve tapınaklarda toplanmıştır. (Çınar. İstanbul,2009) Geçmişe ait eserleri toplama ve koleksiyon yapma fikri ise ilk defa Romalılarda ortaya çıkmıştır. Değerli eserleri ve sanat yapıtlarını toplamak ve sergilemek sınıf üstünlüğünün bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bugünkü anlamda müzenin ortaya çıkışı ise 15. yüzyıla rastlamaktadır. Rönesans dönemi düşünürlerinin ortaçağ öncesi bilgiye ulaşma çabası sonunda, tarihe tanıklık eden eserlerin değerli olarak kabul edilmeleri, bunların sistematik biçimde toplanarak, biriktirilmesine olanak sağlamıştır. 18. yüzyılda koleksiyonların değerlendirilmesi, arşivlenmesi ve sunumuna başlanmıştır. 1759'da İngiltere'de ilk halk müzelerinden biri olan British Museum açılmıştır, ancak sanılanın aksine müzeyi ziyaret etmek için önceden izin almak, haftalar öncesinden başvuruda bulunmak gerekmektedir. Sonrasında, 1789 Fransız Devrimi'nin toplumda yarattığı değişim müzeciliğe de yansımış, Fransız Devrimi'yle ortaya çıkan ulusçuluk, ulusal müze kavramını ortaya çıkarmıştır. Paris'teki Louvre Müzesi, Avrupa'nın ilk ulusal müzesidir.

Sömürgeciliğin yayılmasıyla birlikte, başta Yunanistan, Mısır, Hindistan ve Osmanlı bölgelerinden getirilen eserler Avrupa müzelerinde sergilenmeye başlanmıştır. Tarih müzesi kavramı, 19. yüzyılda ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu dönemde, müzeler kurumsallaşarak koleksiyonlarının türlerine göre farklılaşan yeni müze türleri ortaya çıkmıştır. 20. yüzyıla geldiğimizde halk yaşamı, zanaatı ve folkloruyla ilgili eşyalar toplanarak, günümüzde etnografya müzeleri olarak bilinen ulusal müzeler açılmaya başlanmıştır. 1960'lardan sonra modern sanat müzelerinin ortaya çıkması, sergileme tavırlarındaki farklılıklar yeni bir anlayışın oluşmasının önünü açmıştır. Müzelerin ziyaretçi bekleyen değil ziyaretçi çeken kurumlar olarak yeniden nasıl kurgulanabileceği sorgulanmaya başlanmıştır. Halkı müzelere çekebilmek için kısa-uzun dönemli sergiler, film gösterimleri, söyleşiler, bianeller gibi etkinlikler vasıtasıyla müzeler yeni bir anlayışla ele alınmaya başlanmıştır.(Erzurum,2003 S.2.)

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)'nm, 1972 yılında hazırladığı Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Sözleşmesi'yle, yaşayan kültürlerin korunması yaklaşımı benimsenmiş, kültürel çalışmaların etkileri müzeciliğe de yansımıştır. Milletlerarası Müzeler Konseyi (ICOM) 2004 yılında Seul'de yaptığı kongreyi "Museum sandIntangible Heritage" (somut olmayan kültürel miras ve müzeler) başlığı ile yapmış, dil dâhil, sözlü gelenekler ve

İfadeler gibi somut olmayan kültürel miras öğelerinin de bir kültür öğesi olarak kabul edilmesiyle, müze tanımı ciddi bir gelişmeye uğrayarak klasik müzeciliğin çok ötesine geçmiştir(Altınbaş, Özdemir, Mayıs.2012).

 

Müze Türleri Nasıl Ortaya Çıktı?

19. yüzyıl başlangıcında toplumun gelişmesi ve sivil kesimin güçlenmesi müzelerin yaygınlaşmasını sağlamıştır. Bu dönemde müzeler, diğer toplumsal yapıların tersine insanlara uzak, soğuk, anlaşılması güç, anıtsal yapılar olmuşlardır. Müzeler sadece günışığından yararlanabilecekleri zamanlar açıktırlar ve ziyaretçileri çok özel bilgili kişiler olmadıkları sürece sergilenen objelerin çok azından bilgileri olurdu. Eğitim seviyesinin yükselmesi, sivil kesimin gelişmesi, müzelerin toplumca daha iyi benimsenmesini sağladıkça müzeler toplumsal yasamın parçaları haline gelmeye başlamış, birçok koleksiyon halka açık hale gelmiştir. 19. yüzyılda yaşanan endüstri devrimi ise müzeciliğe yeni türler kazandırmıştır. Artan bilim ve sanayi çalışmaları önce bilim ve teknik müzelerinin sonra da endüstri müzelerinin oluşumunu sağlar. 1852’de Londra’daki müzeler grubunda bir bilim ve teknik müzesi bulunuyordu. 1856’da Fransa’da Lyon kentinde ise bir sanat ve endüstri müzesi açılmıştır. Sanayi devriminden sonra sosyal hayatın tamamıyla değişmesi sonucu eski gelenekler ve eski zanaatlar yok olmaya başladı. Bu nedenle 20. yüzyıla yaklaşırken halk yaşamı ve zanaatla ilgili eşyalar da toplanmaya başladı ve folklor, etnografya müzeleri oluştu. 1873’te Stokholm’de, kırsal yaşamı anlatan Nordiska Museet kurulmuştur. 1891’de yine Stokholm’de gerçek ölçekli canlandırmalardan oluşan ilk açık hava müzesi, Skansen Müzesi açılmıştır. Bu gelişmelerle birlikte, 20. yüzyıla müze türleri ortaya çıkmıştır.(Müze Eğitimi,2012)

 

Müze Türleri  

1)-Koleksiyonlarına Göre Müzeler                              

2)-Bağlı Oldukları Kurumlara Göre Müzeler

3)-Hizmet Alanlarına Göre Müzeler

4)-Hizmet Ettikleri Topluma Yönelik Müzeler

5)-Koleksiyonlarını Sergiledikleri Mekânlara Göre Müzeler

6)-İşlevlerine Göre Müzeler


Warning: mysql_free_result() expects parameter 1 to be resource, string given in /home/mardinmuzesigov/public_html/tr/altsayfa_egitim.php on line 300