Mardin Kalesi Kazısı

“Geçit vermez Kartal Yuvası”  olarak da anılan Mardin Kalesi, Şehrin büyük bir kısmının dayanmış olduğu kayalık kalker bir tepenin üstünde 1100-1200m yükseltide yer alır. Günümüzde doğal yapısı ve kalıntılarıyla şehrin zirvesinde görkemini koruyan Mardin Kalesi, Mardin’in bir şehir olarak ortaya çıkmasında en önemli unsur olmuştur. Kale, Bulunduğu yükseltinin sarp yapısıyla korunaklı özellikte olup,  şehri ve önündeki ovayı tam tepeden görmesi sebebiyle oldukça stratejik bir konumda yer alır. Güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda uzanan Kale, ince uzun bir plana sahiptir ve üzerine yapıldığı ana kaya kütlesinin yapısına uydurularak planlanmıştır.

Kalenin yapımıyla ilgili doğrudan bir bilgi bulunmamaktadır. Mardin adı ilk defa 4. yüzyıl Roma tarihçi ve coğrafyacısı Ammianus Marcelliinus’ta Maride şeklinde geçmektedir. Amid’den yani Diyarbakır’dan Nusaybin’e giden yol güzergâhı üzerinde bulunan yerleşmenin ‘Maride Kalesi’ adıyla anılan kalesinin önemine dikkat çekmektedir. Bu tarihten önce Mardin adının güvenilir bir etimolojisi karşımıza çıkmamıştır. Sonraki dönem Süryanice kaynaklarda ise Maride ve Merdin şeklinde geçen Mardin ismi, kelime olarak Süryanicede “Tek Kale” anlamına gelmektedir.  Ancak yaygın görüşe göre kale inşasının İslami devirden öncesine gidemeyeceği ve Hamdaniler’in bölgede hâkimiyet kurmaları sırasında Hamdan B. Hasan tarafından kalenin yeniden yaptırıldığı kabul edilmektedir. 10. yüzyıl kaynaklarında  “El-Bâzü’l-Eşhep” yani “Boz Şahin” ya da  İbni Cuzay’ın belirttiğine göre “Kal’at eş-Şahbâ” (Gri Kale) denmektedir. Kalenin büyük kısmı sarp kayalık yarlardan oluşmakta, güney kısmında bulunan tek kale kapısı ile iç kaleye giriş sağlanmaktadır.

İslami dönemde Mardin şehrinin, Abbasilerin, Cizre Valilerinin, Hamdanilerin, Mervanilerin, Selçukluların, Artukluların, Karakoyunluların, Safevilerin ve 1517’de Osmanlı hakimiyetine girdiği bilinmekledir. Mardin Kalesindeki görülebilen tüm mimari kalıntılar ise Ortaçağ özellikleri göstermektedir.

Mardin Kalesi,  12.yüzyıl başlangıcından itibaren bölgede yaklaşık üç yüz yıl hüküm süren Artuklular döneminden önemli izler taşımaktadır. Bu dönemde Mardin’de yerleşim kale dışına çıkarak kalenin güney eteği ve çevresinde yeni mahalleler, camiler, medreseler, hanlar, çarşılar ve pazar yerleri kurmak suretiyle yeni bir çehreye kavuşmuştur. Ardından Akkoyunluların eline geçen şehrin kalesinde ayakta kalan yapıların bir bölümü bu döneme tarihlenmektedir.

Mardin Kalesi’nin ne kadar önemli bir savunma merkezi olduğunu bazı İslami yazarlar şu şekilde ifade etmektedir. Istahri: (951 m./340 h): “... Mardin dağında bir kale var ki zorla alınması imkânsız...”, Himyeri (1178 m./573 h.) ve îbn Cübeyr (1217 m./614 h.) “... O kale, dünyanın meşhur kalelerindendir...”, Kazvini (1283 m./682 h.) “... Bütün yeryüzünde bu kaleden daha sağlam ve daha güzel bir kale yoktur...” ifadelerini kullanmışlardır. Evliya Çelebi ise, ünlü seyahatnemesinde: "Hendeği olmayan kalenin, etrafı cehennem çukurunu hatırlatan derinlikte tıraşlanıp parlatılmış kayalardır. Birçok mağaraları, karanlık pusu yerleri, on sene kuşatmaya yetecek su sarnıçları vardır. Yalçınlardan inen yağmurun bir damlası heba edilmeyip kaya yollarından sarnıçlarına gider." Diye anlatmıştır.

Mardin Kalesi,  stratejik savunma gücü nedeni ile gerçekten önemli bir askeri kariyere sahiptir. Çünkü burası hem Dicle ile Fırat havzasına hâkimdir, hem de kuzeye doğ­ru açılan önemli bir güzergâh; Nusaybin yolu ile Musul, Amed (Diyarbakır) ve Resülayn'a (Ceylanpınar) giden yolların da kavşağı durumundadır.

 

Kale Yapıları

Kale yapılarını, savunmayı sağlamak amacıyla kullanılan surlar ve burçların yanı sıra Kale Camii, Hızır Camii, saray, konaklar ve yapılan son kazılardan da anlaşılacağı üzere çok sayıdaki sarnıçtan oluşturmaktadır.

 

Mardin Kalesi Kazı Çalışmaları

Mardin Kalesi Kazısı,  Mardin Valiliğince yürütülen Mardin Kalesi Kaya Güçlendirme, Restorasyon çalışmaları kapsamında Mardin Müze Müdürlüğünce 2014 yılında başlanılmış olup Kazı çalışmaları Müze Müdürü Nihat Erdoğan başkanlığında 20 kişilik uzman kazı ekibi ile devam etmektedir. 2014 yılı çalışmaları, 3 ay sürmüş olup çalışmalarda; 7 arkeolog 2 sanat tarihçisi, 3 restoratör ve 1 antropolog görev yapmıştır.

Kalede 2014 yılı içerisinde Mardin Kalesi’nde yürütülen arkeolojik kazılar kalenin güneyindeki kale kapısının üst kısmında, 15. yüzyıl, Akkoyunlu Dönemine tarihlenen, bir bölümü halen ayakta olan Kale Camii mimari kalıntılarının kuzeybatı ve kuzeydoğu kısmında başlatılmıştır. Bu alanda yapılan arkeolojik kazılarla, Mardin Kalesinin güney girişi etrafındaki ve Kale Camii Kalıntıları ile ilişkili olabilecek mimari yapı kalıntıların açığa çıkartılarak, kalenin tarihsel gelişiminin, anlaşılması amaçlanmıştır. 10x10 m. ölçülerinde plankareler üzerinde yapılan toplam 15 adet kazı açması çalışmaları sonucunda, kalenin güney kısmında, düzgün planlı, kesmetaş bloklardan inşa edilmiş, askeri amaçlı kullanıldığı anlaşılan yapı kompleksleri açığa çıkarılmıştır. Bunun yanı sıra,  konutlar, sarnıçlar, sokaklar, kanalizasyon ve tuvalet sistemi tespit edilmiş bu kompleksin ve bu alanlarda ortaya çıkarılan tabakadaki mimari yapıların Artuklu döneminde yapıldığı, daha sonraki dönemlerde de onarımlar ve eklemeler yapılarak kullanılmaya devam ettiği anlaşılmıştır. Yapıların Geç Osmanlı döneminden itibaren askeri niteliğini kaybettiği ve sivil amaçlarla kullanılmaya devam ettiği gözlenmiştir.

Yapılan çalışmalar sonucunda kazı yapılan alan içerisinde oryaya çıkarılan mimari kalıntılar içerisinden Artuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı dönemine ait sikkeler, 16. yüzyıl, 19.yüzyıl arasına tarihlenen lüleler; sırlı ve sırsız seramik kaplar, ok uçları, gülleler, cam bilezikler, metal aletler ve Selçuklu dönemi seramikleri bulunmuştur. İleriki dönemlerde yapılacak bilimsel arkeolojik çalışmalar, kalenin gerçek tarihlendirmesinde bize önemli bilgiler sunacaktır.